gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2010 Çarşamba

PÖTİKARE

Bir gökyüzü kalmıştı elimizde,
dokunmadıkları...
Ona da set çektiler inan...
Hani sen ve ben,
daha şeref vermemişken,
şu yaşanılası dünyaya,
daha uç vermemişken,
DİYARBAKIR akşamlarındaki sevdamız,
cumhuriyetin bilmem kaçıncı yılında,
"demir ağlarla" örmüşlerdi bütün yurdu, ısmarlama şairler...
İşte o misal örmüştüler gökyüzünü,
"demir ağlarla" mapushane avlusunda...
Onuncu yılda örülen sözde "demir ağ",
Bizanstan çıkıp, olağanüstü topraklara,
uzanan iki çizgiydi sanki.
Burada ise gerçek demirden bir ağ örülmüş,
güzelim gök yüzüne...
Bir tarih boyu kalemlerin uğruna destan yazdığı
o gökyüzü yok artık...
Sıkı dokunmuş bir ağ gerisinden,
sırıtıyor gökyüzü ve
başımızı kaldırıp bulutları
baklava dilimleri arasından seyrediyoruz...
Serçelerin bile geçemediği bu deliklerden,
sadece arzularımız geçebilmekte...
Altmışında da olsa insanlar,
ilk sevdalarını ve
sonsuz berrak üstelik pöti kare olmayan,
gökyüzünü unutamıyor...

Neco Hoca

2 Şubat 2010 Salı

KISKANÇLIK

Paylaşamam kimseyle,
sessiz geceleri.
O yüzden tutarım hep gece nöbetlerini
isteyerek.
Kafa tasımın içindeki mercimeği kıskanırım,
kırışamam kimseyle.
O yüzden giderim hep
burnumun doğrultusuna...

Bütün renkler sizin olsun,
maviye dokunmayın sakın.
Tek tesellimdir benim GÖK yüzü...

Tüm dünyayı size bağışladım,
köyümde bir kulübe verin bana...

YER yüzünün bütün çiçekleri
varsın sizin olsun.
Bir tek kırmızı karanfil yeter bana...
Sarayların tümü sizin olsun,
dilediğiniz gibi oturun, helâl olsun...
Bir tek hürriyetim var ki,
kimseyle paylaşamam şart olsun.

Neco Hoca,
İstanbul 2000