Bir saksı toprağım,
bir de dua çiçeğim vardı...
Gün batımına yakın,
kaldırıp yapraklarını gök yüzüne,
şu kara zindanın içine tükürürcesine,
duaya başlardı...
Hışmına uğradı önce bulutların, delik-deşik oldu yaprakları doludan,
nedense duasını beğenmemişti ulu yaratan.
Yılmadı dua çiçeği, yeniden toparlandı.
Üstelik çatal sürgüler verdi dipten.
Oysa ki;
fermanı yazılmıştı bir kez,
ne yapsa nafileydi artık...
Tam yeniden duaya durduğu ilk gece,
bir fare ordusu bastısı avluyu sessizce.
Hiçte üzerilerine farz değilken,
koparıp çıkardılar çiçeği kökünden...
Sabah uyandığımda uzanmış avluda yatıyordu
ve dolu gözlerle bana bakıyordu...
-"neden ama beni bu hale koydular" der gibiydi,
yapraklarındaki tırnak izleri belliydi...
Onun duası da benim ki gibi kabul olmamıştı.
Yüce yaratan,
bana hemcinslerimden bir sürü cellat,
ona ise fare ordusu yollamıştı...
Hamit Necmettin Yazıcı (Neco Hoca)
Hamit Necmettin Yazıcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamit Necmettin Yazıcı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Mart 2011 Perşembe
9 Aralık 2010 Perşembe
ZENCİ ÇOCUĞUN SORULARI
Ne kadar çok silah var anne!
Neden hiç süt şişesi yok?
Çikolata yemez mi askerler?
Karınları acıkmaz mı komutanların?
O güzel evleri neden yıkıyorlar,
kimseler oturmuyor mu içinde?
Onlar da bizim gibi,
açıkta mı yatıyorlar?
Çok üşüyorum, üstümü ört anne...
Bunca araç geçti,
bom-boş içleri,
neden biz yürümek zorundayız?
Söylesek, bizi bindirir mi amcalar,
boş geçen kamyonlara..!
Yarın dinlenelim, çok yoruldum anne...
Söz veriyorum sana,
keçileri hep ben götüreceğim ormana!
Ekmek aşırmayacağım tekneden,
suyu da ben çekeceğim kuyudan,
hadi, evimize dönelim anne...
Bu ışık,
bu ses ne anne?
Neden kolumu uzatamıyorum sana?
Niçin konuşmuyorsun benimle?
Yoksa küstün mü anne..!
Neco Hoca
Kelepçeli Karanfiller
Neden hiç süt şişesi yok?
Çikolata yemez mi askerler?
Karınları acıkmaz mı komutanların?
O güzel evleri neden yıkıyorlar,
kimseler oturmuyor mu içinde?
Onlar da bizim gibi,
açıkta mı yatıyorlar?
Çok üşüyorum, üstümü ört anne...
Bunca araç geçti,
bom-boş içleri,
neden biz yürümek zorundayız?
Söylesek, bizi bindirir mi amcalar,
boş geçen kamyonlara..!
Yarın dinlenelim, çok yoruldum anne...
Söz veriyorum sana,
keçileri hep ben götüreceğim ormana!
Ekmek aşırmayacağım tekneden,
suyu da ben çekeceğim kuyudan,
hadi, evimize dönelim anne...
Bu ışık,
bu ses ne anne?
Neden kolumu uzatamıyorum sana?
Niçin konuşmuyorsun benimle?
Yoksa küstün mü anne..!
Neco Hoca
Kelepçeli Karanfiller
Etiketler:
Hamit Necmettin Yazıcı,
Kelepçeli Karanfiller,
Neco Hoca,
Şiir
3 Haziran 2010 Perşembe
KAÇAK SEVGİLİ
Senin saçların sarı değildi,
ama ben altın renkli başakları okşarken;
hep seni hatırlardım...
Okyanustu bence gözlerin...
İlk hilâli seyreder, seni düşünür,
bahar dalı okşardım...
Sen iyi,
sen sıcak,
sen tokluktun...
Sonsuza dek pedal çevirebilirdim,
sana yetişmek için.
Çiğ taneleri toplar,
gökkuşağının altından geçmeye çalışırdım,
kavuşmak için...
Gerçeği, düşlerime işçi yaptım.
Sırf sen istedin diye,
yedi başlı ejderhayı
"Al kanatlı Azrail'i düelloya davet ettim...
Elimi her taşın altına soktum,
ama sen çoktan kaçıp gitmiştin.
Hamit Necmettin Yazıcı,
Neco Hoca
ama ben altın renkli başakları okşarken;
hep seni hatırlardım...
Okyanustu bence gözlerin...
İlk hilâli seyreder, seni düşünür,
bahar dalı okşardım...
Sen iyi,
sen sıcak,
sen tokluktun...
Sonsuza dek pedal çevirebilirdim,
sana yetişmek için.
Çiğ taneleri toplar,
gökkuşağının altından geçmeye çalışırdım,
kavuşmak için...
Gerçeği, düşlerime işçi yaptım.
Sırf sen istedin diye,
yedi başlı ejderhayı
"Al kanatlı Azrail'i düelloya davet ettim...
Elimi her taşın altına soktum,
ama sen çoktan kaçıp gitmiştin.
Hamit Necmettin Yazıcı,
Neco Hoca
Etiketler:
azrail,
cezaevi,
çiğ tanesi,
Hamit Necmettin Yazıcı,
hilal,
Kelepçeli Karanfiller,
Neco Hoca,
okyanus,
Şiir
26 Mayıs 2010 Çarşamba
PÖTİKARE
Bir gökyüzü kalmıştı elimizde,
dokunmadıkları...
Ona da set çektiler inan...
Hani sen ve ben,
daha şeref vermemişken,
şu yaşanılası dünyaya,
daha uç vermemişken,
DİYARBAKIR akşamlarındaki sevdamız,
cumhuriyetin bilmem kaçıncı yılında,
"demir ağlarla" örmüşlerdi bütün yurdu, ısmarlama şairler...
İşte o misal örmüştüler gökyüzünü,
"demir ağlarla" mapushane avlusunda...
Onuncu yılda örülen sözde "demir ağ",
Bizanstan çıkıp, olağanüstü topraklara,
uzanan iki çizgiydi sanki.
Burada ise gerçek demirden bir ağ örülmüş,
güzelim gök yüzüne...
Bir tarih boyu kalemlerin uğruna destan yazdığı
o gökyüzü yok artık...
Sıkı dokunmuş bir ağ gerisinden,
sırıtıyor gökyüzü ve
başımızı kaldırıp bulutları
baklava dilimleri arasından seyrediyoruz...
Serçelerin bile geçemediği bu deliklerden,
sadece arzularımız geçebilmekte...
Altmışında da olsa insanlar,
ilk sevdalarını ve
sonsuz berrak üstelik pöti kare olmayan,
gökyüzünü unutamıyor...
Neco Hoca
dokunmadıkları...
Ona da set çektiler inan...
Hani sen ve ben,
daha şeref vermemişken,
şu yaşanılası dünyaya,
daha uç vermemişken,
DİYARBAKIR akşamlarındaki sevdamız,
cumhuriyetin bilmem kaçıncı yılında,
"demir ağlarla" örmüşlerdi bütün yurdu, ısmarlama şairler...
İşte o misal örmüştüler gökyüzünü,
"demir ağlarla" mapushane avlusunda...
Onuncu yılda örülen sözde "demir ağ",
Bizanstan çıkıp, olağanüstü topraklara,
uzanan iki çizgiydi sanki.
Burada ise gerçek demirden bir ağ örülmüş,
güzelim gök yüzüne...
Bir tarih boyu kalemlerin uğruna destan yazdığı
o gökyüzü yok artık...
Sıkı dokunmuş bir ağ gerisinden,
sırıtıyor gökyüzü ve
başımızı kaldırıp bulutları
baklava dilimleri arasından seyrediyoruz...
Serçelerin bile geçemediği bu deliklerden,
sadece arzularımız geçebilmekte...
Altmışında da olsa insanlar,
ilk sevdalarını ve
sonsuz berrak üstelik pöti kare olmayan,
gökyüzünü unutamıyor...
Neco Hoca
Etiketler:
cezaevi,
diyarbakır,
gökyüzü,
Hamit Necmettin Yazıcı,
mapushane,
Neco Hoca,
pötikare,
Şiir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)